John Berger, O Ana Adanmış, Yiyenler ve Yenenler.
#Altını çizdiklerim.
"Sıklıkla ve yaygın olarak görece yeni bir olguymuş gibi tartışılan 'tüketim toplumu' en azından yüz yıl önce başlamış ekonomik ve teknolojik süreçlerin mantıksal sonucudur. Tüketicilik ondokuzuncu yüzyıl burjuva kültüründe içkindir. Tüketmek, ekonomik bir gereksinmenin yanı sıra kültürel bir gereksinmeyi de doyurur. Bu gereksinmenin doğası, tüketmenin şu en dolaysız ve en basit biçimine baktığımızda daha açık ortaya çıkar: yemek."
"Düzenli ana öğün. Köylü için bu öğün genellikle gün ortasında yenendir; burjuva içinse akşam yemeğidir."
"Köylü sofrasında gereçler, yemek ve yiyenler arasındaki ilişki sıcak ve yakındır; kullanmaya ve elle dokunmaya bir değer atfedilir."
"Burjuva sofrasında her şey mümkün olduğunca ellenmeden ve ayrı ayrı tutulur."
"Köylü için tüm yiyecekler, halledilmiş bir işi temsil ederler. ..Bu nedenle de dinlenmeyi temsil eder."
"Yalıtılmış yemek salonunda can sıkıntısı kol gezer. İşte yemek sohbetlerine, nükteye ve konuşmaya bilinçli olarak verilen önem buradan kaynaklanır."
"Burjuva, aşırı yer. Özellikle de eti. ..Burjuvanın aşırı gelişmiş rekabet duygusu, kendisini bir enerji kaynağıyla -proteinle- korumaya yöneltir onu. (Tıpkı çocukların da kendilerini içlerindeki duygusal soğukluktan şeker çukulata yiyerek korumaları gibi.) ..Paylaşılan başarı, temelde yemeğin pişirilmesiyle ilgili değildir. Bu servetin başarısıdır. Servetle doğadan elde edilenler, aşırı-üretimin ve sınırsız artışın doğal olduğunun belgeleridir. Yiyeceğin çeşitliliği, bolluğu, atılması, servetin doğallığı'nı kanıtlar."
"(Köylü için) küçük olsun, büyük olsun şölen yeniden yaşanan belli bir anı ya da yinelenemeyecek bir olayı belirtmek için verilir. (Burjuva için) zamana atılan bir çentik olmaktan çok, toplumsal bir niteliğe duyulan özlemi doyurma yoludur."
"(köylü için) tatmin duyarak tamamlanabilir, (burjuva için) hiçbir zaman tamamlanamaz ve özünde tatmini imkansız bir iştaha yol açar."